Eser Gönder
0 Karakter 0 Kelime 0 dk okuma
Menü ×
Mektup Arkadaşımız Ol Manifesto Tevafuk Köşesi
Ses Ayarları
Okuma Hızı1.0x

Ayarlar

Görsel
Yüksek Kontrast
Disleksi Dostu
Hareketleri Azalt
Okuma
Otomatik Kaydırma
Okuma Cetveli
Bilişsel
Basitleştirilmiş Mod
Motor
Büyük Butonlar

Kaydedilenler

5 Ocak 2081'de Öldü

Bölüm 3: Çizilme ve Nih’in İlk Adı


"Merhaba Kema, bugün tarladan yonca toplarken bir şeyi fark ettim, daha doğrusu şunu hatırladım: Eskiden dört yapraklı yonca var mıydı acaba? Ya da 13 yaprağa kadar büyüyenleri? Aslında burada Teksir Sayfaları'nı okurken bunun olmadığını biliyorum fakat Kema’ya bunu belli etmemem gerekiyor."

Dur Polya, sence bunun mümkün olup olmaması üzerine düşünmek bizim görevimiz mi? Sen dört gün sonra öleceksin. Aslında "ölmeyeceğim", "öldürüleceğim"; bilemiyorum.

"Evet Kema, ben dört gün sonra öleceğim."

"Evet Polya, dört gün sonra öleceksin. Bunun için yapman gerekenleri hatırlıyorsun, değil mi? İlk başta alnının üzerini bizzat senin, bir jiletle şiddetle çizmen gerekiyor. Hani yaramazlık yapan çocukların ismi tahtaya yazılır, sonra isimlerin üzeri çizilir ya; işte o şekilde çizmen gerekiyor Polya. Bunu sana benim söylemem gerekiyordu ve şimdiye kadar çoktan çizmiş olman gerekiyordu. M Metal’in karıncaları bu aralar biraz dalgın, seni unutuyor olabilirler."

"Unutmazlar Kema, unutmazlar! Onlar biz doğduğumuzda gönderdikleri Kesik İğnelerle içerimizden bir miktar kanımızı alıp bizi bizzat kendi kanımızla takip etmiyorlar mı?"

Sesimin o gelgitleri bu kez sanırım biraz unuttu kendini; çünkü öyle bir güçle çıktı ki sesim, tedirgin olduk. Kema, o hiçbir şeyi anlamayan sesiyle tedirginliğini şu şekilde ifade etti:

"Sen tıslamalısın Polya! Bağırdığın zaman bizi masaya götürürler."

Kema’nın o tedirgin sesine tabii ki yine kıyamıyorum; çünkü o; Zaha’nın, Sin’in ve benim çocuklarımın annesi. "Ben oğullarım doğduğu zaman neredeydim?" diye düşünüyorum. Sanırım gençlik ateşiyle beni alıp götürdükleri ve şu an Kema’nın söylediği o "masadaydım". Önümde ekranlar, kadınlar... Ve bileklerimden, her ceza seansında bir tanesini söktükleri damarımı önüme serip, onu kablo yerine bağlayıp çalıştırmışlardı.

Masayı ve damarlarımı kullandıklarını hatırladığım zaman, Kema’ya aslında hiçbir zaman alnımı çizemeyeceğimi söylemedim; çünkü ben ellerimi hiçbir zaman tam olarak kullanamıyordum. Aslında kullanabilir miydim, üzerine hiç düşünmedim. O damarlarımızın kullanılmasından kaynaklı olan titremelere engel olabilir miydim? İnanın hiç düşünmedim. Çünkü oğullarımın dillerinden kan almışlardı; oysa ben birisinin gözünden, diğerinin ise diş etinden kanın alınmasını istiyordum.

Ama Kema duraksadı ve dedi ki: "Hatırlıyor musun Polya, 2026’dan bu yana geçen sürede bir elin on parmağını geçmemiştir masaya gidenler; ama o masadan sadece senin ellerin titreyerek geldi. Şimdi düşünüyorum da, sen alnını nasıl çizeceksin? Yoksa Kesik İğneler mi çizecek alnını? Bunu yarın Nih’e sormamız gerekiyor, değil mi Polya? O Nih, alnındaki damgayı silmeye en yakın kişi... En son hatırladığım kadarıyla, onun sadece 24 saati kalmıştı."